Esra Yazıcı – Thai Masaj / Chi Gong

"The practise of the DHARMA is meant to mitigate the outcome of our karmic actions and prevent any further pollution…"

“Thai Masaj”dan “Medikal Chi Gong”a

18/06/2016

THAI MASAJ
——————-
Neden sürekli Tayland’a gelip, aylarca kalıyorum? Dünyada gidilebilecek bir sürü cennet köşe dururken ben aylarımı, ayları üst üste koyarsan belki yıllarımı neden bu küçük, vızır vızır, gürültülü, havası boğucu, kargacık burgacık Chiang Mai’de geçiriyorum?

2002 yılından beri sürüyor ve sürekli güçleniyor bu küçük tropik şehirle bağım . İlk yıllarda Thai masaj merakıydı beni ikide bir buralara uçuran. Thai masaj’la birlikte bütün hayatım, vizyonum değişti. Ben Chiang Mai’ye geliyor, bütün dünyayla burada buluşuyordum. Başka bir yere gitmeme gerek yoktu. Çok güzel, köklü arkadaşlıklar kurdum; o arkadaşlıklar beni taa bu günlere taşıdı. Harika hocalarla çalıştım, ama aslında bağlı ve sadık kaldığım, izinden gittiğim tek bir hocam oldu.

Masaj yapmayı hep sevdim, meditasyonum oldu. Beni dönüp duran dünya kargaşasından koparıp içime döndüren, sessiz sessiz çalışmama izin veren bir güzel alan açtı. Yıllara yayılan harika müşteriler,dostluklar soktu hayatıma. Arkasından kendi öğrencilerim oldu, öğrettikçe daha da çok öğrendiğimi gördüm; öğrencilerimle birlikte hayatımda yeni bir dostluk ve paylaşım alanı daha oluştu.

Ben öyle çocukluktan beri sporla haşır neşir, yada doğuştan atletik bir insan olmadım hiçbir zaman. Hatta tam tersi diyebiliriz. Ortaokulda, lisede herkes kasaların üzerinden fıldır fıldır taklalar atarken ben hep kaytarmanın yollarını arardım. Tembellikten değil, beceremezdim gerçekten de. Dengeyle ilgili bir sorunum vardı, bisiklete binmeyi de beceremem ben. Yıllar içersinde yürümeyle ilgili sorunlarım oluşunca ortaya çıktı ki, kalçamın sağ tarafında doğuştan gelen ve tüm dengemi altüst eden bir şekil bozukluğu var. Bel ve bacak ağrıları hayatımın bir parçası olmaya başlarken, tesadüfler beni Hindistan’a, Tayland’a taşımaya başladı. 2000’li yılların başındayız, ve alternatif akımlarla yeni yeni tanışıyoruz.Ağrılara çare ararken hayatıma giren masaj, zamanla hayatımı da şekillendirdi.

Evet, masaj yapmayı hep sevdim. En çok da, bana güvenip kendini tamamen bırakan, birlikte sevgi şevkat alanında gevşeyerek, farklı bir zihin seviyesi yakalayabildiğimiz partnerlerimle çalışırken sevdim. “Hah, orası orası bastır oraya” diyenlerle beden seviyesinde kaldık, ordan ileri gidemedik🙂 İşini ciddiye alan, tecrübeli ve hassas bir terapistin seans üzerindeki etkisi şüphe götürmez. Gel gör ki her bir terapi karşılıklı etkileşime göre şekillenir. Çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra anladım ki, eğer fiziksel yada zihinsel bir gevşeme gerçekleşiyorsa bu genellikle partnerim buna hazırsa veya izin verirse gerçekleşiyor. Ben ancak ona tecrübemle, yumuşaklığımla güvenli bir alan açabilirim; o da bu alanı nasıl kullanacağına kendi karar verir. Bazısı o alana şöyle bir girer, bakar; ortam fazla sessizdir ve bu ona iyi gelmez, hemen çıkar sohpet etmeye başlar. Kimisi çok yorgundur gözünü kapar kapamaz uyur, “yaaaaa hiçbir şey hatırlamıyorum” diye hayıflanır masajın sonunda. Kimisi sessiz kalır ama gözlerini (ve zihnini) kapatamaz, her şeyi sorgular, takip eder ama bu takip zihin seviyesinde kalır, ne beden ne de zihin tam olarak gevşer. Birçok kişi ise zaman ve para ayırdığı bu tecrübenin hakkını verir. Masaj insanın kendine verebileceği en güzel hediyelerden biridir çünkü. Hayatlarımız zaten hep başkaları için bir şeyler yapmak üzere kurulu neredeyse. Patronumuz, çocuklarımız, eşimiz, arkadaşlarımız için koşturur dururuz, kaslarımız atağa geçmek için hep hazır durumdadır. Egzersizin de genelde çaba gerektirenini seçer,kaslarımızı eklemlerimizi hep aktif tutarız. Oysa, bedeninizi ve zihninizi kendiniz için açılan o sessiz alana bıraktığınızda artık siz hiçbirşey yapmak zorunda değilsinizdir, çok da güvendiğiniz biri sizin için sevgiyle çalışmaktadır, kaslarınız fişi tamamen çekmek zorunda kalmadan kendini bırakırken, zihniniz yükselerek daha güzel bir manzaranın tadını çıkartabilir.Gevşerken ağlayabilirsiniz, gülebilirsiniz bunların hepsi güzeldir. Hepimizin keman yayı gibi gerildiği günümüz dünyasında, iyi performe edilen bir Thai masaj seansı nefesle de birleştirildiğinde büyük bir gevşeme yaratabilir. (Kötü yapılırsa tabi ki tam tersi olur🙂.

Lakin adı üstünde; Thai masajına “Tembel insan yogası” deniyor. Yani “holistik yoldan gidiyorum, oh ne güzel, bütün dertlerime de şifa olsun inşallah” derseniz yanılmış olursunuz. Bu günümüz modern insanının “şifa dışarıda bir yerde bulunabilen bir şeydir” inancından doğan bir yanılgıdır. Yılların tecrübesi bana işimle ilgili şunu net bir şekilde öğretti; masaj, vızır vızır çalışan zihinlerimizin kaskatı ettiği bedenlerimize derin bir nefes aldırmak, kan ve enerji pompalamak için kullanabileceğimiz harika bir “yardımcı” yöntemdir.Evet çok rahatlarsınız ama gündelik hayattaki hatalı alışkanlıklarınızı değiştirmediğiniz sürece sorunlar er yada geç kendini tekrarlar. O yüzden, tembellik tuzağına düşüp düşmediğimizi sürekli kontrol etmekte fayda var. Çünkü, herkesin hayallerini; vereceği bir tedaviyle her derde deva olacak kahraman bir doktor, Nefesi kuvvetli bir şifacı, elleri büyülü bir masajcı, her şeyi billur gibi ortaya koyan bir astrolog, Koyduğu 3 iğneyle her şeyi çözen bir akupunkturcu yada bir kütürdetmeyle tüm vücudu hizaya koyan ünlü bir kayropıraktır süsler. Dertlerimize şifa bulmak için, kulaktan dolma da olsa, o terapistten bu terapiste dolaşır, sırt üstü yatar o “başka birisinin” bize şifa vermesini bekleriz. Fizyoterapiste gideriz; günde 2 defa yap diye verdiği 10 dakikalık egzersizleri belki 5 gün yapar, “Ay vaktim yok yapamıyorum” diyerek bırakır, ağrılar tekrarlamaya başlayınca da gene masajcı, şifacı ararız.

20’li yaşlarımdan beri, ağrılarıma şifa, dengesiz yürüyüşüme denge bulabilmek için .ben de yukarıdaki etapların hemen hepsinden geçtim sayılır. Biraz Yoga da yaptım ama derinleşip ahkam kesecek kadar ileri gidemedim, dertlerime şifa olacakmış gibi hissettirmedi bana. Sürekli masaj yapıyor, araştırıyor, arada Tayland’a gidip geliyordum. Görünen bedenimizin yanı sıra, kaslar eklemler gibi göze görünmeyen elle tutulmayan bir enerji ağından bahsedilip duruluyordu. Bazı sistemler çakralardan, bazı sistemler enerji meridyenlerinden bahsediyordu. Öğrenciliğe olan merakım ve o sıralarda özel hayatımın beni pek mutlu etmiyor oluşu nedeniyle arabamı satıp, evimi kapatıp soluğu Şangay’da aldım 2007 senesinde. “Shanghai University of Traditional Chinese Medicine” bünyesinde yabancılar için açılmış olan Çin Tıbbı, Akupunktur, Tuina masajı kurslarına katıldım. Çin Tıbbı hastanesinde staj yaptım, aynı zamanda havalı bir Spa’da masaj terapisti olarak çalıştım. Bu dönemde Şangay’dan yazdığım mektupları ve fotoğrafları bu blogtaki diğer menülerde bulabilirsiniz.

Oh süper harika şeyler öğrenmiştim. Şimdi CV’im de daha havalı görünüyordu. Kafamda zihnimde pek de güzel belirginleşmişti Chi, Yin&Yang, 5 element teorileri ve meridyenlerin işleyişi. Hastalara akupunktur yapmış, iğnenin ucuyla chi yakalamış çok heyecanlanmıştım. Hayatıma Cupping, moxa, Guaja gibi uygulamalar girmişti.Ama hala bir başkasının bir başkasına uyguladığı terapiler döngüsünden çıkamamıştım. Kendim de hastanede belime bıkınıma iğneler, elektrikler, masajlar ne varsa uygulatmıştım. Ama olmuyordu. Geçer gibi oluyor, ama sevgili travmalarım oturdukları yerlere geri dönüp tekrar oturuyorlardı . Çinli doktorlar da aynı batılı doktorlar gibi “Sen en iyisi pek fazla yürüme” demeye başlamışlardı.

Devam edecek…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: