Esra Yazıcı – Thai Masaj

THAI MASAJ

Parmak arası terliklerle yeniyıla doğru…

Sizleri bilmem ama ben çok güzel bir gece geçirdim 2005’e girerken ve bu yüzden de yeni yıldan yana  umutlarım çok. Bir kere hiçbir plan yapmaksızın, elimize ne geçerse onu giydik, hava harikaydı, gideceğimiz heryer yürüme mesafesindeydi, yollarda bin kişi olmasına rağmen hiçkimse tarafından rahatsız edilmiyorduk ve ne taksilerin ne de yenen yemeklerin fiyatı değişmişti.Normal bir gecede ne harcadıysak o gece de onu harcadık.
Zeyno ve Defne buralardaydı biliyorsunuz.Benim Chiang Mai’deki arkadaşlarımla
bir İsrail restoranında; Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler olarak, Ordadoğu ezgileri eşliğinde neşeli bir yemek yedik. Bana azıcık göbek bile attırdılar.Valla gene suç elbisenindi.. :))(Bu espiriyi sadece bazılarınız anladı ama olsun.)
Zeyno herkese Türkiye’den yanında getirdiği küçük mavi boncukları dağıttı, bu herkesin çok hoşuna gitti özellikle de restoranın sahibi olan tombul şakacı ve İstanbul’u çok seven İsrail’li hanımın.O da bizlere Türk lokumuna benzer tatlılar ikram etti. Çok sıcak ve içten bir yemekti.
Yemekten sonra hep beraber buranın en büyük meydanı olan Thai Pae meydanının daha boş bir köşesinde,  Benim gecen seneden arkadaşlarım olan yoga hocaları ve başka masaj öğrencileri ile bir araya gelip değişik birşey yaptik.Herkes yeniyıl ile ilgili tüm istek ve dualarını bir kağıda yazdı. Buralarda festivallerde kullanılan Croton diye birşey var ; kağıttan kocaman bir balon düşünün ve ortasına yerleştirilen bir kandili yaktığınızda içi dumanla doluyor ve basınçla gökyüzüne uçuyor ve geceler boyunca bir yıldız gibi orada asılı kalıyor.İşte biz de tüm dileklerimizi bu balonla gökyüzüne gönderdik.Değişik ülkelerden bir sürü insan olarak birbirimizin ellerini tutup kocaman bir çember oluşturduk ve balonun gökyüzüne uçuşunu seyrederken kendi dualarımızı ettik.Harikaydı herşey.
Yeni yıla meydanda danseden bir sürü yerli ve yabancıyla, havayi fişekler, gökyüzüne gönderilen yüzlerce crotonun ışığı, show kızlarının komik dans ve anonsları ve elimizde 7eleven’dan alınmış SPY denilen ucuz köpüklü şarapla birbirimizi öperek girdik.
Gecenin ilerleyen saatlerinde oradaki yabancıların çoğunlukta olduğu bir techno partisine gittik ve azıcık tepindik ayışığında.Efendime söyliyim sonra da makul bir saatte paşa paşa odamıza döndük Zeynoy’la ve mutlu huzurlu bir uykuya daldık.
Birkaç gün sonra Zeyno ve Defne okullarına döndüler.Zeyno’cum seninle çok güzel vakit geçirdik; buradan şerefine bir Pineapple shake kaldırıyorum:))
Benim okul son sürat devam 4. haftamdayım. Hızımı aldım, gerçekten nasıl masaj yapılması gerektiğini galiba ilk defa öğreniyorum.Hocam farklılığını ve tuhaflıklarını hergün gösteriyor. Birgün dünyanın en duyarsız insanı olabilirken, öteki gün başka hiçbiryerde göremiyeceğin birşey öğreniveriyorsun.Planlı programlı öğrenmeye endeksli insanlar için sinir bozucu ama ben bayılıyorum bunaJ
En büyük şanslarımdan biri de okul arkadaşlarımın hepsinin Masaj, Vücut Terapisi ve Yoga konularında uzman kişiler olmaları.Orada o kadar yakınlaşıyorsun ki bir süre sonra senin vücudunda problem gören herkes gelip sana yardım etmeye, aslında tedavi etmeye, yol göstermeye başlıyor.Amerikaya gitsem binlerce dolar vereceğim bir sürü şeyi burada huzurlu bir yer yatağının üstünde bir muz ağacının altında ayağında parmak arası terlikle oturan güzel bir kadın benimle seve seve paylaşıyor. Öteki taraftan da bu kadar yoğun enerji calışmaları yapılınca hergün hergün, vücut harekete gecen Chi enerjisiyle, o ana kadar mutlu mesut yaşadığı toksik ve zararli maddeleri yakmak istiyor ve ne oluyor bir noktada herkesin ateşi yükseliyor ve yatağa düşüyor.Bu sene ‘aa ne güzel bana olmuyor’ darken, dün geldi beklenen ateş. Bütün gün yataktaydım ama maşallah bugün canavar gibi sahnedeyim gene.
Bu hafta sonu Shin ve Judith’ le Burma’ya gidiyoruz 1 aylik vizemizi yenilemek için.Vize dolunca otobüse biniyorsun, Burma sınırından geçip o gün Burma’da dolanıyorsun,  sonar da geri giriyorsun ki sana 1 aylik daha vize versinler. Komik ama gerçek.
Galiba yeterince uzun yazdım, sonra gene yazarım..Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.
Esruşunuz.

Yorum yapın »

Parti diye buna derim!

 3-4 haftadır Pichet bize vereceği partiden bahsedip duruyordu ve bana da 17’sinde buradaysan partiye gel mutlaka dedi.Bense Koh Samui’de daha uzun kalmayı planladığımdan büyük ihtimalle gelemiyeceğimi söylemiştim.O da sadece gülümsemişti.Ne bileyim ben dindar adamın partisi nasıl olur, dualar filan okunacak herhalde diye düşünüp o kadar da üzerinde durmamıştım.Gel zaman git zaman geçen haftalar içersinde hep ayni yoldan aynı tarlaları geçerek Pichet’e gittim geldim.Tarlalar yakıldı, sonra çiftçiler geldi tarlalar sürülmeye başlandı, her gişte çiftçilere el salladık.Bu arada sınıfımızın duvarı yıkıldı bir gün durup dururken, işçiler geldi.Biz bir duvarı yıkık bir tapınakta muz yapraklari içeri sarkar vaziyette masaj çalışırken  erkek ve kadin işçiler arı gibi arka bahçedeki küçük alanı masaj tapınağımızın bir parçası haline getirdiler.Bazen Pichet elinde sigarası hep o duvara bakarak biz orada hiç yokmuşuz gibi davrandı.İşçilerle birbirimize gülüp durduk.Anasını sattığımının Thai dili çok zor olduğundan gülüşmekten  ileri gidemedik, birbirimizi tanıyamadık ama olsun.Onun da zamanı gelecekmiş meğerse…Sınıf büyüdü ve Pichet bizlere yeni bir sunak hazırlattı;yüce Budha ve yük rahip Kruba için...Ve parti günüçok güçlü bir enerji olacağını söyleyip durdu kendi kendine.Ben de bu arada erken tarihlere bilet arayıp durdum ama ne mümkün yok yok!..Pazar gününden önce uçamayacağımıöğrendim.Yani o partiye gitmek zorundaydım ve uzak kaldığım 1 hafta içinde de zaten  orayıçok özlemiştim.En sevdiğim arkadaşlarımla sözleştik.Pichet haber göndermiş, gelirken beyaz ve mor giyinin diye...Parti sabah 07:00′ da ayinle baslamiş ama ben ayine gidemedim.Sabah 10 gibi aynı yoldan oraya doğru yürürken inanılmaz bir müzik sesi gelmeye başladı.Bu arada önümden de bir sürü  yerel kadınlar ve erkekler, çoğu da o el salladığımız ve gülüştüğümüz işçiler ve çiftçiler, ellerinde leptop çantası gibi çantalarla gülümseye gülümseye partiye gidiyorlardı.Bahçeye girince şok geçirdim.Büyük bir orkestra büyük bir müzik sistemiyle insanın içini hop hop hoplatanpek oynak birşeylerçaliyordu.Rengarenk bir dans pisti hazırlanmıştı.İçeri hocamın ve arkadaşlarımın yanına girdim.Pichet farklı görünüyor fazla konuşmuyordu.En yakin 3 arkadaşımın arasına bağdaş kurup oturdum, hepimiz beyazlar giyinmiştik, benim boynumda mor bir şal vardı..O da beyazlar giyinmişti.Pichet yeni duvarın ve yeni sunağın önünde dualar ettinünde çok güzel mavi satenden örtüler vardı.O dua ederken biz arkasında meditasyonda oturduk.Bir noktada tüm vücudu kasıldı ve kalkıp önündeki mavi saten şalı başına, uzun örtüyü de beline sardi etek gibi ve gözleri kapalı bir dansa başladı..”Kendi gibi değil” dedim Troy’a yavaşça; o da ”O Şu anda Kruba” dedi ve öylece onu seyrettik…O kadar güzeldi ki…Sonra dışarıçıktık ve gözlerime inanamadım!!!!…Normal Köylü ve işçi kıyafetleriyle oraya gelen tüm o insanlar ellerindeki leptop çantalarını masaların üzerine koyup teker teker açıp içlerinden dünyanın en güzel en parlak en göz alıcı renklerinden yapılmış elbiseleri, örtüleri, çiçekleri, gözlükleri çıkartıp elbiselerinin üzerine giyip, dolayıp, başlarına kalpaklar yapıp, çiçekler takıp ellerinde puro gibi thai sigaralarıyla o hoppidi hoppidi müzik eşliğinde dansetmeye başlamamışlar mı!!!..Yaş ortalaması sanırım 40-50 idi ama size o dansları o enerjiyi nasıl anlatabilirim bilmiyorum..Çoğu o fosforlu rengarenk kıyafetlere bir de dünyanın en funky renkli gözlüklerini takmışlardı; ellerinde puro sigaraları, doğal ve estetik dansları ve gülen yüzleriyle, o güne kadar gördüğüm en güzel rave partiyi yaşatıyorlardı bana.Şoku üzerimden attıktan sonra David’le hadi dedik ve attık kendimizi dans pistinin ortasına.İkimizden başkası cesaret edemedi ilk başta, bizimkiler kenardan seyretmeyi tercih ettiler.Ben kaptırdım kendimi, başladık David’le döktürmeye.Önce kendi sitilime uydurup dansettim biraz.Çok geçmeden60 yaşlarında pek fırlama görünüşlü bir Thai teyze yanıma geldi.Üzerinde fosforlu pembe bir kostüm, gözünde Camları mavi kenarları mor bir gözlük, başında da sarıçiçekler vardı.Cebinden bir mentollü sigara çıkartıp ağzıma soktu çakmakla yaktı.Bir tane de kendine yaktı.Sonra benimle dansetmeye başladı.Dansa kabiliyetli biri olarak birden kendimi onun dalgasının içinde buldum ve biraz sonra aynı onun gibi yaylanarak, aslında sanki hafiften Tai Chi
yapar gibi ellerimi ve parmaklarm
ı kullanarak süzülürken buldum kendimi..Bugünü hiçbir şekilde unutamayacağım.O rengarenk insanlar çevremi sardı.O güne kadar hiç konuşamamıştık ama o anda evrensel bir dil kullanıyorduk...Müzik ve Dans...Hepsi benimle dansettiler, hepsi gibi dansedebildiğim için bana sarılıp durdular.Baş parmaklarını kaldırıp çok güzel dansediyorsun harikasın dediler.Bunu gören bütün öğrenciler de yavaş yavaş bize katıldılar.Saatlerce kahkahalar atarak dünyanın en güzel en estetik danslarını yaptık.Hiçbir partide kafam bugünkü kadar iyi olmamıştı.Oradan ve hocamdan ayrılırken içimde birşeyler büyüdü büyüdü büyüdü.Ne bileyim işte anlatması çok zor ama gene de sizlere anlatmadan duramadım…

Yorum yapın »

Chiang Mai – Aralık 2004

 

Canım arkadaşlarım,

Chang Mai’ de nasıl oluyorsa hayat çok kolay ve akıcı.Acaba bir yerlerde turist olmak mı hayatı daha hafif hissettiriyor bilmiyorum. Belki buranın başka yerlerden farklı olan yanı, insanların sana pek de turist gibi davranmamaları ve sanki sen de  buraya aitmişsin gibi yaşamaya başlaman.  Vaktimin çoğu tabi ki okulda geçiyor..Geçen hafta sonu biraz otelde havuz  keyfi yaptik Zeyno’yla.  Pazar günü Defne tapınaktan çıktı ve onlar Pazartesi günü 4 günlüğüne trekkinge  gittiler dağlara, benim mektebim vardi gidemedim:( Ama ben de pazar günü  Troy’la Chiang Mai’nin dışında, doğanın tam orta yerinde TAO GARDEN diye çok  cennet bir sağlık merkezine gittim ve orada kendime’ Karın ve Genital bölge’  masajı yaptırdım..Şimdi tabi ki aklınıza türlü muzur şeyler geliyor ama hiç de öyle düşündüğünüz gibi zevkli birşey değil..İki tane anne tadında Thai teyze gülümseye gülümseye beni avaz avaz bağırttılar..Biliyorsunuz ya da bilmeyenlere ben buradan bildiriyorum ki hayatta yaşadığımız ve dışarıya atamadığımız bütün duygusal ve travmatik spazmlar bu bölgelerimizde birikir,  vücudumuzda türlü problemlere yol açarlar..İşte bu çeşit bir temizlik amacıyla biz de oramızı buramızı ellettirdik. Sonrasında öyle bir pelteye dönmüşüm ki  Troy dönüş yolunda motorsikletin arkasinda düşersem diye beni neredeyse kırk yerimden kendine bagladi..Öyle rahatlamışım ki tar tar tar giden motorun üzerinde  uyuyakaldım kaç kere..Neyse bu böyle; sonra gene okulumun 2. haftası başladı.  Pazartesi gene bütün sabahımız çicekler, tütsüler, meyveler ve  mumlarla Chiang Mai’nin en kutsal koruyucusu sayılan Monk Kruba ve Budha ve  Doktor Shivago’ya dualar ederek, hocamiz tarafindan okunup üflenmemizle geçti..Hocamiz  Pichest  gittikçe içime işlemeye başladi..Geçen haftadan beri enerji dengelerim  altüst olduğu için bir türlü kendime gelemiyor, konsantrasyonumu doğru düzgün toplayamiyordum. Ben de çalışmayı kesip bir süre sadece  seyrettim, bazen uyudum, bu haftanın ilk günlerinde de hocanın dibinden ayrılmadım. Burada dönmekte olan şeyin sadece masaj olmadığı kesin. Bu hoca da burada sadece masaj öğretmek için bulunmuyor.Bendeki bilgi açlığını, ayni zamanda da  kalbimdeki çalkantıları nasıl anladıysa, pazartesi sabahı ”gel bakalım buraya kalbi  kırık ” diye beni yanına çağırdı. Ahali orada çalışırken o bir  yandan onları seyredip bir yandan da iki gün boyunca benimle konuştu.”Şu  anda illa da masaj yapman gerekmiyor, önce kendine yardım edip kendini  temizlemezsen masajla da kimseye yardım edemezsin” dedi. Ben ona hayatımla  ilgili hiçbirşey anlatmamış olmama rağmen içimdeki sorular ve çalkantılarla  ilgili öyle tatlı ve yalın mesajlar verdi ki apışıp kaldım.Aslında  herşeyin ne kadar basit oldugunu bir kez daha o kadar güzel koydu ki önüme…Değerli şeyler için dualar etmenin, kendini evrenin akışına  bırakmanın ne kadar kolay ve önemli olduğunu ve bizi kuşatan, yaşatan kutsallıklara, bizi dünyaya getiren anamıza, babamıza, herseye hayat veren  toprak anaya dualar etmemizin ne kadar önemli olduğunu..Basimiza kötü birşey  geldiğinde, işler ters gittiğinde sonradan  hep ” why? why? why?” dememizin nedenlerini yitirdigimiz bu kontaklarda aramamız gerektiğini……Ben de böylece haftanın ilk günlerini vaiz ve meditasyonla geçirmiş oldum.Sınıftaki arkadaşlarla birbirimizi tanıdık ve iyice kaynaştık gene..Buradaki ortam  nedeniyle o iş hemen halloluyor zaten. Yanlız bu seferki arkadaşlarımın  hepsi ayrı ayrı yaptıkları işlerde çok becerikli tipler..Eski okulda  amatörler vardı burada profesyoneller..Dolayisiyla sana dokunan herkesten değişik ama faydalı birşeyler öğreniyorsun..Shin diye Japon bir çocuk  var görsen Japon demezsin:)) Nasıl tatlı konuşkan ama çok olgun..Japonya’dan başka heryerde yaşamiş.Salı akşami onunla Bir Hint tapınağındaki ayine  katildik.Aman bir şenlik bir şenlik çok güzeldi..Tanrılar tanrıçalar şıkır şıkır, ziller, şarkilar eşliginde dualar ettik. sonra da aşagida herkese  yemek ikram ettiler..Hint yemeklerinden pek hazzetmem ama bunlar fena  değildi.Bu hafta başinda okula ‘Chance’ diye NewYork’lu bir çocuk geldi..İlk  günler bir köşede sessiz durup ortalığı inceledi, Hoca’yı anlamaya çalıştı.Sonra hafta ortasına doğru açılıp hepimizi acayip şaşırtan şeyler yaptı.Çocuk bir Yoga sihirbazı,  evet gerçek bir sihirbaz..Hocayı bile şaşırttı.Birgün hepimiz kafamızı bir kaldırdık ki Chance sırtüstü yere  yatmiş bizim koskoca Shin’i ayaklarının ve ellerinin üzerinde sanki iki sopa  çeviriyormuş gibi çeviriyor ve bunu güle söyleye yapıyor.Çocuk oyuncağı olduğunu bunu hepimizin yapabileceğini filan söylüyor.İlk başta hepimiz  korktuk ama o kadar kendinden emin ve rahatlatıcı bir yanı var ki sırayla  hepimizi havada elleri ve ayaklarıyla hamur gibi şekilden şekile  soktu.Lunaparklardaki aletlere binmiş gibi, yerle alakan kesilmiş yerçekimi  kalmamiş da, uçuyormuşsun gibi hissediyorsun..Ne acayip insanlar var şu  dünyada:))

Perşembe günü Noel’di. Bütün arkadaşlarımız toplanıp kalabalık güzel  bir Noel yemeği yedik. O akşam Zeyno’cuk  da trekkingden döndü ve benim odama  taşındı.  Zeyno’yla çok iyi anlaşıyor ve çok eğleniyoruz o yüzden çok mutlu oldum. Yılbaşını da  burada geçirip sonra kendi şehirlerine, okullarındaki işlerine  dönecekler Defne’yle.Cuma akşamı Zeyno’yla beraber Chiang Mai Thai Boxing turnuvasına  gittik..Her Cuma akşamı büyük stadyumda düzenleniyor..O kadar eğlendik ki  sonuna, gec saatlere kadar kaldık. Dövüş davullar zurnalar ve ziller yani  müzik eşliğinde yapıldığından döğüşten çok karşılıklı yapılan bir dansı andırıyor..Arka arkaya 10 tane maç yapıldı.Önce veletlerden başladilar. Ayy bir görseniz onların tatlılığını, o karınlarındaki minnacık baklavaları, yaptıkları selamlamaları filan yersiniz:)  Sonra sırayla boylar büyümeye başladı.Sadece Thai’lar  da değil dünyanın her yerinden döğüşcüler katılıyor.Chiang Mai zaten Thai Boxcular için önemli bir yer..Burada çekilmiş ünlü bir film bile varmiş, herşeyi bilen Zeyno onu da seyretmiş:)

Ve gene haftasonu geldi.Bu sene hafta sonları şehir dışına çıkmayı koşturmayı istemiyor canım hiç.Bildik yerlerde bildik insanlarla uzun kahvaltılar,  sonra havuz keyfi,  akşam da Dvd ciye gidip bir filim kiralayıp yemeklerimizle dvd  dükkanının üst katındaki home theatre da bacaklarımızı uzatıp film seyretmek gibi kebap şeyler yapıyoruz.Bir de,  her Pazar günü Chiang Mai’nin göbeğinde büyük , panayır gibi bir Sunday Market kuruluyor..Satıcılar,  çalgıcılar, çengiciler yemekçiler filan.Sabah Zeyno’yla kendimize Herbal masajlar  yaptırdık sonra da attık kendimizi markete.Şu kadının Yengeçlerini,  bu kadının sosislerini,  şu adamın Pat Thailerini,  şu çocuğun mısırlarını yiyip  alişveriş yaptık.Daha doğrusu Zeyno alişveriş ben etrafla yarenlik  yaptim.Burada ne kadar çok insan tanıdığıma ben bile bazen şaşırıyorum.İşte böyle canikolarım,  havadisler şimdilik bu kadar:)  tabi sonuna kadar okuyabildiyseniz.. :) Ne demiş Ayse Arman ablamız kimse okumazsa ben okurum, döner döner yine okurum:))))  Hepinizi çok öpüyor çok seviyor ve bunları benimle paylaştığınız için,  o  güzel destekleyici mesajlarınızı gönderdiğiniz için hepinize minnet duyuyorum.  buralarda  ben de huhuculara karıştığımdan hepiniz için teker teker dualar ediyorum…Sağlıcakla ve mutlulukla kalın.

Esruş’unuz.

Yorum yapın »

About

About.

Yorum yapın »

Esra Yazıcı’yı tanıyalım.

26.02.1970 tarihinde İstanbul’da doğdu ve hep İstanbul’da yaşadı. İstanbul Üniversitesi İşletme fakültesinden mezun oldu. Okul sonrasında 1 sene İngiltere’de kaldı. Yurda döner dönmez iş hayatının çarklarına kapıldı. 2 sene  bankacılık ve 8 sene gemi brokerliği mesleklerini icra ettikten sonra,  bu kadarının bünyesi için kafi olduğuna kanaat getirip kendini profesyonel iş hayatından azletti.Düzenli Thailand seyahatleri ve eğitimleriyle beraber hem mesleğini hem de yaşam biçimini kendini mutlu edecek  şekilde dönüştürdü. 2002 senesinden beri Thai masaj terapisti .Seneler içersinde  Thai masajla ilgili olarak 3’er aylik eğitimler için 5 kez Thailand’da,  Acupuncture ve Chinese medikal masajı (Tuina) eğitimi almak üzere de 6 ay Shanghai’da bulundu. Seneler içinde birçok hocayla çalıştı fakat asıl olarak, Chiang Mai, Thailand’da küçük bir köyde yaşamakta olan ve çok taktir edilen bir hocanın düzenli öğrencilerinden biri olabilmenin gururunu yaşıyor

2002 yılında Planet Health Club, Kuruçeşme; 2003-2004 yıllarında Çırağan Health Club, Çırağan; 2004-2007  yıllarında Motus Wellness Club, Nişantaşı 2007-2008 yıllarında Lotos spa, Shanghai Bünyesinde fulltime yada part time terapist olarak çalıştı.

2004-2005 Bilgi Üniversitesi – Bilgi Eğitim, Dolapdere Bünyesinde Thai masaj eğitmeni olarak çalıştı.

2007-2008 seneleri içinde 6 ay Shanghai’da kaldı, Shanghai University of Traditional Chinese Medicine bünyesindeki eğitimin ardından;  akupunktur, moxibustion ve Çin medikal Masajı (Tuina)  konularında sertifikalar aldı.

SERTİFİKALAR:

2007 : Certificate for Acupuncture and Moxibustion from                     Shanghai University of Traditional Chinese Medicine.

2007 : Certificate for Chinese massage Tuina from the   International Educational Centre of Traditional Chinese   Medicine, Shanghai University of Traditional Chinese   Medicine.

2003 – 2008: 5 sene içersinde 4 kez 3’er aylık periodlarda   Thai masaj masterı Pichest Boonthumme’ın öğrencisi   oldu ve her fırsatta olmaya devam ediyor.

2002 : Diploma in Nuad Bo-Rarn Thai Massage from ITM,   Chang Mai Thailand

2002 : Diploma in Teacher Training Nuad-Bo-Rarn   Thai Massage, Chang Mai Thailand

2002           : Diploma in Sen – Therapy Nuad Bo-Rarn Thai Massage   ITM (International Training Massage), Chang Mai   Thailand

2002 : Certificate of Foot Reflexology from Traditional Health   Centre, Chang Mai Thailand

Yorum yapın »

IMG_9991-2v

IMG_9991-2v

Yorum yapın »

Hello world!

Welcome to WordPress.com! This is your very first post. Click the Edit link to modify or delete it, or start a new post. If you like, use this post to tell readers why you started this blog and what you plan to do with it.

Happy blogging!

1 Yorum »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.